İnsanlığı Savunma Karanı Pirsûs’a (Suruç) ulaştı

Pirsûs (Suruç) / Türkiye, 30 Ocak 2026

“İnsanlığı Savunma Karavanı”, Kobanê’deki insani krize ve Suriye ordusunun demokratik özyönetim bölgesine yönelik savaşına dikkat çekmek için bugün yerel saat ile 15’te yaklaşık 30 üyesiyle bir basın açıklaması yaptı. Açıklama, büyük bir eylemin kapsamında gerçekleştirildi. Kent, Türkiye-Suriye sınırının yalnızca birkaç kilometre ötesinde, kuşatılmış ve saldırı altındaki kent Kobanê’nin karşısında bulunuyor.

Karavan üyesi Elsa, şunları söyledi: “Karavana Fransa’dan katıldım. Uzun bir yolculuğun ardından şimdi Suriye sınırına ulaşmış olmamızdan memnunum. Kobanê’deki insanlarla dayanışmamızı ortaya koymak ve barış içinde bir arada yaşamı savunmak için burası en doğru yer – uzun yıllardır İslamcı grupların ve Türk ordusunun saldırıları altında acı çeken insanlar ile dayanışmamızı.”

Karavan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) tarafından karşılandı.

DEM Parti Urfa Eşbaşkanı Ayşe Sürücü, şunları söyledi: “İslam Devleti’nin saldırılarına karşı insanlar, yıllarca direniş sergilediler ve sonunda onu yenilgiye uğrattılar. Şimdi Kürtler bir kez daha uluslararası toplum tarafından yalnız bırakılıyor. Bugün Kürtler, bütün dünyada bu saldırılara karşı ayağa kalkıyor ve enternasyonalist dostları tarafından destekleniyor. Rojava ve Kürt toplumu ile bu uluslararası dayanışma için teşekkür ediyor ve sizi Suruç’ta ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.”

Bu sabah Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye’nin geçici hükümeti arasındaki görüşmelere dair yeni bilgiler paylaşıldı. Karavan üyeleri, olası anlaşmaların Şam’daki geçici hükümet tarafından uygulanması konusunda temkinli yaklaşıyor ve siyasi gelişmelerden bağımsız olarak bölgedeki insanları destekleyeceklerini belirtiyorlar.

Danimarka’dan Ruken Doğan, Pirsûs’taki (Suruç) basın açıklaması sırasında şunları söyledi: “Ahmed El Şara’nın hiçbir sözüne güvenmiyoruz. Keza son günlerde de defalarca barış umudu ortaya çıkmıştı. Ateşkes, sürekli olarak İslamcı gruplar tarafından bozuldu ve katliamlar ve sürülmeler devam etti. Bu nedenle özyönetimin uluslararası devletler tarafından siyasi olarak tanınmasını ve Şam’daki İslamcı hükümete karşı açık bir tavrın ortaya konulmasını istiyoruz. İnsani yardımın da devam etmesini istiyoruz.”

İletişim:

Basın mensupları, sözcülerimiz ve karavan katılımcılarımıza sorularını ve röportaj taleplerini iletebilir.

Pirsûs’tan (Suruç) bilgiler için: Ruken Doğan, +45 276 09072

Karavan sözcüsü: Gesa Jonasson, +49 163 1439287

“İnsanlığı Savunma Karavanı” hakkında

İnsanlığı Savunma Karanı, Avrupa’daki çok sayıdaki insanın Kuzey ve Doğu Suriye Özyönetimine, bildik adı ile Rojava’ya, karşı artan saldırılara tepkisinin sonucu olarak ortaya çıktı. Karavan’ın üyelerini Kuzey ve Doğu Suriye toplumunun direnişiyle güçlü bir dayanışma sinyali vermek isteği bir araya getiriyor. Bu amaçla karavana geçtiğimiz günlerde 10’dan fazla ülkeden 100’den fazla insan katıldı. Farklı yönlerden karavan, Türkiye-Suriye sınırı üzerinden Kobanê’ye ulaşmak üzere harekete geçti.

Türkiye’deki tutuklamalar ve Türkiye-Yunanistan sınırındaki protesto eylemleri devam ediyor – İnsanlığı Savunma Karavanı eylemini sürdürüyor

Selanik/Ankara, 29 Ocak 2026

İnsanlığı Savunma Karavanı”, Yunanistan-Türkiye sınırında dün Suriye’deki insani duruma ve savaşa dikkat çekmek için eylemdeydi. Aynı saatlerde karavanın Amed’den (Diyarbakır) Suriye sınırına doğru yola çıkan üyeleri Türk polisi tarafından gözaltına alındı.

Türk dronlarının saldırısı sonucu geçtiğimiz yıl yaralanan ve dün Yunanistan-Türkiye sınırında eylemde olan Lea Bunse, şunları söyledi: “Almanya’dan Yunanistan-Türkiye sınırına Avrupa’nın da Suriye’de olanlara dair sorumluluk taşıdığını göstermek için geldim. Türk askeri birliklerinin Suriye’de sürdürdüğü uluslararası hukuka aykırı savaşa Almanya hükümetinin susması, bir skandaldır. Alman hükümetinin tam olarak şimdi diplomatik ilişkilerini özyönetim bölgelerine yönelik şiddetin ve saldırıların sona ermesi için kullanması gerekir.”

Sınırdaki eylemlerle eş zamanlı olarak karavanın Türkiye’de bulunan bölümü, Türk polisi tarafından gözaltına alındı. Aralarında çok sayıda gencin ve gazetecilerin de bulunduğu gözaltındaki 16 kişinin nerede tutulduğuna dair henüz bir bilgi bulunmuyor. Gözaltındakilerin ülkelerine sınırdışı edilip edilmeyeceği, edileceklerse ne zaman edilecekleri de henüz bilinmiyor. Gözaltına alındıkları sırada Kobanê’ye geçmek üzere Amed’den (Diyarbakır) Mêrdîn’e (Mardin) hareket etmişlerdi.

İtalya’dan eyleme katılan Livia Selmi, “Bu baskıların bizi yıldırmasına izin vermeyeceğiz. Türk devletinin tutumu yeni değil: Bu devlet sürekli İslamcıların yanında yer alıyor, demokratik hakları sınırlıyor ve insani yardımı engelliyor” dedi.

Kobanê şehri ve demokratik özyönetim bölgelerinin tamamında insani kriz ağırlaşıyor. Kobanê’den son günlerde gelen haberler, temel ihtiyaçlara erişimin dahi giderek imkansız hale geldiğini ortaya koyuyor. İslamcı milisler ile Türkiye’nin saldırıları, kararlaştırılan ateşkese rağmen devam ediyor.

Gesa Jonasson şunları söylüyor: “Kobanê’deki insanlarla dayanışma içinde olmak için Hannover’den yola çıktım. Kentteki durum felaketamiz: Ekmek, su, elektrik ve ilaca dahi erişim yok denecek kadar az. İslamcı milisler ve Türk askeri birlikleri ise aynı anda birçok yerde sivilleri katlediyor, saldırılarına devam ediyorlar.”

İletişim:

Basın mensupları, sözcülerimiz ve karavan katılımcılarımıza sorularını ve röportaj taleplerini iletebilir.

Gesa Jonasson (Karavan Sözcüsü): +49 163 1439287

Lea Bunse (Karavan katılımcıları adına): +4917614863535

Farklı dillerde başka sözcülere ulaşmak için basın ekibimizin ana hattını da kullanabilirsiniz: +31 6130 48773

 

Add Your Heading Text Here

İnsanlığın Savunulması Karavanı Türkiye sınır geçişinin eşiğinde

Selanik, 28 Ocak 2026

“İnsanlığın Savunulması Karavanı” ile 10’dan fazla farklı Avrupa ülkesinden yüzü aşkın kişi, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (DAANES) halkıyla dayanışma mesajı veriyor. DAANES, haftalardır Şam’daki İslamcı geçiş hükümeti tarafından, Türk ordusunun desteğiyle saldırı altında bulunuyor.

Halklar Karavanı, Avrupa boyunca birden fazla güzergâh üzerinden ilerleyerek Selanik’e kadar ulaştı. Bugün Türkiye’ye giriş yapmayı planlıyor. Oradan yolculuğunu Suriye-Türkiye sınırındaki Kobane kentine kadar sürdürecek. Katılımcılar, kentteki kuşatmaya karşı direnişte halkın yanında olmayı ve bölgedeki dramatik insani duruma dikkat çekmeyi amaçlıyor.

“Biz Kuzey ve Doğu Suriye halkının yanındayız ve onların demokrasi, barış ve özgürlük için verdikleri mücadeleyi destekliyoruz. Onların bir kez daha İslamcıların yönetimi altında korku içinde yaşamasına izin veremeyiz. Rojava’yı savunmak, insanlığı savunmak demektir,” diyor Halklar Karavana Fransa’dan katılan Ségolène Ogier.

Son yıllardaki Suriye iç savaşının ortasında, Rojava olarak da bilinen Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (DAANES) ile demokratik bir toplumsal model inşa edildi. Bu model, kadınların eşit katılımını, demokratik meclislerin kurulmasını ve ekolojik bir ekonomiyi merkeze alıyor. Suriye’nin kuzeyinde Kürtler, Araplar, Süryaniler, Hristiyanlar ve Dürziler dâhil olmak üzere farklı etnik ve dini grupların barış içinde bir arada yaşaması bu sayede mümkün oldu.

Bugün Suriye geçiş hükümetine bağlı birlikler tarafından kuşatılan Kobanê kenti, 2014 yılında sözde İslam Devleti’ne karşı mücadelenin uluslararası sembolü hâline gelmişti. Halkın direnişi ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) mücadelesi sayesinde kent savunuldu, IŞİD giderek geri püskürtüldü ve nihayet 2017 yılında askeri olarak yenilgiye uğratıldı.

“Dünyayı, Avrupa’da da korku ve dehşet yaratan İslam Devleti’nden kurtaran insanlar bugün bir kez daha uluslararası toplum tarafından yüzüstü bırakılıyor,” diyor Halklar Karavanın sözcülerinden Gesa Jonasson.

Halklar Karavan katılımcıları, Avrupa devletlerinin Şam’daki yönetime karşı net bir tutum almamasını eleştiriyor ve Demokratik Özerk Yönetimin siyasi olarak tanınmasını talep ediyor. Suriye geçiş hükümetinin belgelenmiş savaş suçları kınanmak yerine, kendisini Suriye başkanı ilan eden el-Şaraa devlet konuğu olarak ağırlanıyor.

Suriye ordusunun, Türk ordusunun desteğiyle gerçekleştirdiği ağır saldırılar, felaket boyutundaki insani durum ve devam eden zorla yerinden etmeler tüm bölgeyi giderek daha fazla istikrarsızlaştırıyor. Aynı zamanda Avrupa’nın güvenliğini de tehlikeye atıyor. Saldırıların sonucu olarak şimdiden Kuzey ve Doğu Suriye’deki cezaevlerinden yüzlerce IŞİD tutuklusu kaçmayı başardı. Bu durum, IŞİD’in yeniden güç kazanması riskini doğuruyor.

Basınla ilişkiler:

Halklar Karavan sözcüsü: Gesa Jonasson +49 163 1439287

Farklı diller için diğer sözcüler, basın ekibinin genel iletişim adresinden ulaşılabilir +31 6130 48773

“İnsanlığı Savunma Karavanı” hakkında

“İnsanlığı Savunma Karavanı”, Avrupa’da birçok duyarlı ve aktif insanın, Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava olarak da bilinen) Demokratik Özerk Yönetime yönelik artan saldırılara bir tepki olarak ortaya çıktı. Karavana katılanları birleştiren ortak amaç, Kuzey ve Doğu Suriye halkının direnişiyle güçlü bir dayanışma mesajı vermektir. Son günlerde 10’dan fazla ülkeden yüzü aşkın kişi karavana katılmıştır. Karavan, farklı güzergâhlar üzerinden, kuşatma altındaki Kobane kentine ulaşmak üzere Türkiye-Suriye sınırına doğru yol almaktadır.

Kobane’de insani kriz – Dünyanın dört bir yanından destek kente doğru yolda

24 Ocak 2026, Viyana – “İnsanlığın Savunusu için Konvoy”, 100’ün üzerinde katılımcıyla Avusturya’nın Viyana kentine ulaştı. Avrupa’nın dört bir yanından insanlar, Suriye ordusunun kuşatmasına karşı direnen yerel halkı desteklemek amacıyla Kobane’ye doğru dört farklı güzergahtan yola çıktı.

Konvoyun sözcüsü Gesa Jonasson durumu şu sözlerle eleştirdi:
“Bugün Kobane kentine yapılan yardımların tamamen çöktüğü haberini aldık. İslamcı Suriye ordusu kente giden tüm erişim yollarını kapatıyor. Bu askerlerle, birkaç yıl önce kente saldıran İslam Devleti arasında büyük bir fark yok. IŞİD’e karşı direnişin sembolü haline gelmiş bu kent ve sakinleri böylesine zor bir durumda nasıl yalnız bırakılabilir?”

Konvoya katılanlar; İtalya, Fransa, Almanya, Avusturya, Katalonya ve İngiltere dâhil olmak üzere Avrupa’nın farklı bölgelerinden geliyor. En uzun yolu ise Kolombiya’dan gelen katılımcılar kat etti.

Kolombiya’dan Lalo Londono şunları vurguladı:
“Biz Kolombiya’da savaş içinde yaşamanın ne demek olduğunu biliyoruz. Ülkemiz de yıkıma uğradı. Ancak 2025 yılında bölgeye yaptığım seyahatte tanıştığım Rakka’daki güçlü kadınlar, IŞİD’e karşı gösterdikleri cesaret ve direnişle beni derinden etkiledi.”

Arap kenti Rakka, uzun yıllar sözde İslam Devleti’nin (IŞİD) başkenti olmuş, Ekim 2017’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kurtarılmıştı. Bu güçler arasında bölgeden birçok Arap kadın savaşçı da yer alıyordu. Birkaç gün önce ise Suriye ordusu, SDG’nin direnişine rağmen kenti ele geçirdi. Konvoya katılan birçok kişi, Şam’daki hükümetin yürüttüğü savaşın, IŞİD gibi İslamcı güçlerin bölgede yeniden güç kazanmasına yol açacağından endişe duyuyor. Kendi kendini ilan eden geçiş hükümetinin iktidara gelmesinden bu yana, Suriye’de çeşitli azınlıklara yönelik katliamlar halihazırda yaşandı.

Konvoy katılımcılarından Zozan Kisa şöyle konuştu:
“Demokratik özyönetim; doğrudan demokrasi, kadın özgürlüğü ve Dürziler, Kürtler, Süryaniler ve daha birçok halk arasında barış içinde bir arada yaşamayı temsil eder. Şu anda Kobane’de olduğu gibi, bu insanların bir insani felaketle tehdit edildiği bir durumda sessiz kalamayız.”

25 Ocak 2026 tarihinde Viyana’daki Heldenplatz’ta bir miting ve basın toplantısı düzenlenecek. Konvoy buradan Sırbistan, Yunanistan ve Türkiye üzerinden Suriye-Türkiye sınırına doğru yolculuğuna devam edecek.

Basın İletişim:
Frankfurt am Main’dan konvoy katılımcısı: Zozan Kisa +49 157 332 08412
Konvoy sözcüsü: Gesa Jonasson +49 163 1439287
Avrupa çapındaki Konvoy basın ekibi: +31 6130 48773